Bakan Işıkhan, 10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’nda Konuştu
12 Mayıs 2026, Salı
Bakan Işıkhan, 10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’nda Konuştu
Bakan Işıkhan, 10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’nda Konuştu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ATO Congresium’da düzenlenen “10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’na katıldı.

Programda konuşan Bakan Işıkhan, Kurban Bayramı emekli ikramiyelerine ilişkin “Emeklilerimizin aylık ödemeleri ile Kurban Bayramı ikramiyelerini 17-22 Mayıs tarihleri arasında hesaplarına yatırıyoruz. Tüm emeklilerimizin ödemelerinin hayırlı olmasını diliyor, sağlık ve huzur içinde nice bayramlara ulaşmalarını temenni ediyorum. Şimdiden mübarek Kurban Bayramı’nın ülkemize, milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum” diye konuştu.
Konferansın “Geleceği Birlikte Şekillendiriyoruz: Herkes İçin Sürdürülebilir İSG” mottosuyla gerçekleştirildiğini bildiren Işıkhan, “Bu anlamlı başlığın; geleceğin çalışma hayatına dair ortak sorumluluğumuzu güçlü bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. Geçtiğimiz hafta, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası idi. Bu hafta aynı zamanda insan hayatının, emeğin, alın terinin, üretimin ve sosyal adaletin konuşulduğu çok kıymetli bir bilinç haftasıdır. Aslında, iş sağlığı ve güvenliği dediğimiz meseleler; yönetmelikler ve denetim süreçlerinin ötesinde, doğrudan insan hayatıyla ilgilidir. Bir çalışanın, sabah evinden çıkıp akşam ailesine güven içinde dönebilmesiyle ilgilidir. Bir milletin üretim gücüyle, refahıyla ve vicdanıyla ilgilidir. Ve biliyoruz ki; iş sağlığı ve güvenliği konusu aslında insanlık tarihi kadar eski bir meseledir” ifadelerini kullandı.
İnsan emeğinin olduğu her yerde güvenlik ihtiyacının da olduğuna vurgu yapan Işıkhan, “Çağdaş anlamda iş sağlığı ve güvenliği anlayışı, bildiğiniz gibi Sanayi Devrimi’yle birlikte çok daha görünür hale gelmiştir. Endüstri ilişkilerinin gelişmesi, üretimin büyümesi, çalışma hayatının dönüşmesi ve ağır sanayi faaliyetlerinin artmasıyla birlikte çalışanların korunmasına yönelik yeni yaklaşımların ortaya çıktığını görüyoruz. Zaman içerisinde dünyada iş sağlığı ve güvenliği anlayışı; ‘iş kazası olduktan sonra müdahale eden’ klasik yaklaşımdan, ‘risk oluşmadan önce önlem alan’ koruyucu ve önleyici yaklaşıma evrilmiştir. Bugün artık gelişmiş ülkeler, iş sağlığı ve güvenliğini yalnızca bir yükümlülük değil, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak değerlendirmektedir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün güvenli ve sağlıklı çalışma ortamını temel bir çalışma hakkı olarak kabul etmesi de bunun en güçlü göstergelerinden birisidir. Türkiye olarak bizler de bu dönüşümü yakından takip eden değil, bu dönüşümün aktif parçası olan ülkelerden biriyiz” şeklinde konuştu.
Bakan Işıkhan, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği tarihinin oldukça köklü olduğunu anımsatarak, “1865 yılındaki Dilaver Paşa Nizamnamesi’nden itibaren özellikle madencilik alanında çalışma şartlarını düzenlemeye yönelik önemli adımlar atılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise; çalışma hayatına ilişkin kurumsal yapı güçlendirilmiş ve önemli reformlar hayata geçirilmiştir. Ancak asıl büyük paradigma değişimi, Avrupa Birliği müktesebatı ve ILO standartlarıyla uyum sürecinde gerçekleşmiştir. Bu dönüşümün en önemli kilometre taşlarından biri de; hiç şüphesiz 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu olmuştur. Bu Kanun ile birlikte; kamu dahil tüm çalışanlarımız aynı koruma şemsiyesi altına alınmış, risk değerlendirmesi zorunlu hale getirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı ve işyeri hekimliği sistemi güçlendirilmiş, işyerinde önleyici yaklaşım esas alınmıştır” bilgilerini paylaştı.
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanında müstakil bir kanuna sahip, uluslararası standartlarla uyumlu, kapsamlı mevzuat altyapısı bulunan ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Işıkhan, “Bizler, insanı merkeze alan bir medeniyet anlayışının mensuplarıyız. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışı, aynı zamanda sosyal devlet yaklaşımımızın da temelidir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde son 24 yılda çalışma hayatının her alanında olduğu gibi; iş sağlığı ve güvenliği alanında da insan odaklı çok güçlü reformları hayata geçirdik. Çalışanlarımızın sağlığını, güvenliğini ve insan onuruna yaraşır çalışma hakkını daima öncelikli meselelerden biri olarak gördük” dedi.

“İş Sağlığı Ve Güvenliği Ancak Ortak Akılla Gelişebilir”
Bakan Işıkhan, son yıllarda atılan adımların, yalnızca mevzuat düzenlemeleriyle sınırlı kalmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sahaya dokunan, uygulamayı kolaylaştıran, kapsayıcılığı arttıran çok önemli reformları hayata geçirdik. Bildiğiniz üzere, kamu kurumları ile 50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için uzun yıllardır ertelenen yükümlülükler, 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Böylece 6331 sayılı Kanun’un tüm hükümlerini, bütün çalışanlarımızı kapsayacak şekilde uygulamaya başladık. Bu süreçte özellikle küçük işletmelerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli ve kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık. Uzaktan eğitim imkanlarını geliştirdik. İşverenlerimizin İSG hizmetlerine daha kolay erişebilmelerini sağladık. TESK ile yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde yaklaşık 250 bin işverenimizin eğitim almasını sağladık. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’ni Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız tarafından çıkarılan genelgeyle yeniden aktif hale getirdik. Uzun bir aradan sonra 2025 yılında, konsey toplantımızı gerçekleştirerek sosyal diyalog mekanizmasını yeniden güçlendirdik. Çünkü biz inanıyoruz ki; iş sağlığı ve güvenliği ancak ortak akılla gelişebilir. Kamu, işçi, işveren, akademi ve sivil toplumun birlikte hareket ettiği bir yapı olmadan kalıcı başarı elde etmek mümkün değildir.”

“2026-2030 Ulusal İş Sağlığı Ve Güvenliği Politika Belgesi İle Yeni Dönemin Yol Haritasını Oluşturuyoruz”
Bugün artık iş sağlığı ve güvenliği alanında yalnızca işyerlerinde ortaya çıkabilecek klasik riskleri konuşmadıklarını söyleyen Işıkhan, “Dijitalleşmeyi konuşuyoruz, yapay zekâyı konuşuyoruz, uzaktan çalışmayı konuşuyoruz, iklim değişikliğinin çalışma hayatına etkilerini konuşuyoruz, yeni üretim modellerini, esnek çalışma modellerini konuşuyoruz. Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği politikalarımızı da çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde sürekli güncelliyoruz. Bu kapsamda hazırladığımız 2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi ile yeni dönemin yol haritasını oluşturuyoruz. Bu belge; ‘sorumlu işveren, bilinçli çalışan ve etkin otorite’ ilkeleri üzerine kurulmuştur. Belge kapsamında; önleyici güvenlik kültürünün güçlendirilmesi, dijital denetim sistemlerinin yaygınlaştırılması, veri temelli politika üretimi, uzaktan çalışma süreçlerinin düzenlenmesi, risk odaklı denetim modellerinin geliştirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin erken yaşlardan itibaren yaygınlaştırılması gibi çok ama çok önemli hedefler belirledik. Yakında belgeyi kamuoyuyla paylaşacağız. Özellikle çocuklarımızda güvenlik kültürünün erken yaşta oluşmasına çok önem veriyoruz. Güvenlik kültürünün toplumun bütününde oluşması gerektiğine de inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Çalışanını Koruyan, Emeği Değerli Gören, İş Sağlığı Ve Güvenliğini Esas Alan Bir Üretim Ekosistemini İnşa Etmeye Kararlılıkla Devam Edeceğiz”
Bakan Işıkhan, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanında yalnızca kendi içinde dönüşüm yaşayan bir ülke olmadığını, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası iş birliklerinde de önemli rol üstlenen bir ülke olduğunu aktardı.
Uluslararası konferanslar, teknik iş birlikleri, Avrupa Birliği projeleri, İslam İşbirliği Teşkilatı kapsamındaki çalışmalar ve uluslararası kuruluşlarla yürütülen ortak programların bu anlayışın en somut göstergesi olduğunu kaydeden Işıkhan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu konferansın da ülkeler arasında bilgi paylaşımını arttıracağına, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaşmasına katkı sunacağına ve küresel iş birliğini güçlendireceğine yürekten inanıyorum. Elbette önümüzde bizleri bekleyen önemli sorumluluklar bulunmaktadır. İş kazalarını ve meslek hastalıklarını daha da azaltmak zorundayız. Özellikle çok tehlikeli sektörlerde, daha güçlü tedbirler almak zorundayız. KOBİ’lerimizin kapasitesini arttırmak zorundayız. Teknolojiyi insan hayatını koruyan bir araç haline getirmek zorundayız. Ama şunu çok açık ifade etmek isterim ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuda güçlü bir iradeye sahiptir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda; çalışanını koruyan, emeği değerli gören, iş sağlığı ve güvenliğini esas alan bir üretim ekosistemini inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bizim hedefimiz; sadece daha fazla üretmek değildir. İnsanı koruyarak, üretmektir. İnsanı yaşatarak, büyümektir. İnsan onuruna yaraşır, çalışma hayatını güçlendirmektir.”
Bakan Işıkhan, konuşmasının sonunda 10. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’nın hayırlara vesile olmasını diledi, katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti.